Yıllardır bu güzel oyunun peşinde ömür tükettik. Sahalarda ter döken gencecik evlatlarımızın hırslarına, gözyaşlarına, haksızlığa uğradıklarındaki o sessiz feryatlarına tanıklık ettik. Türk futbolunun kanayan yarası bellidir. Kayırmacılık, skora endeksli baskı, çocukların yaşından büyük yüklerle ezilmesi ve nihayetinde küstürülen nice yetenek.

İşte tam da bu karanlık ve pragmatik tablonun ortasında, İzmir’den, Türk futbolunun özkaynak düzeninde çığır açan Altınordu’dan insanı umutlandıran, parmak ısırtan bir meşale daha yakıldı.

Altınordu Sportif Direktörü Ozan Bilgir imzasıyla yayımlanan duyuru, sadece bir kulüp kararı değil, aslında Türk futbol altyapısına verilmiş tarihi bir ders niteliğinde.

Altınordu, 7 ile 15 yaş arasındaki 9 ayrı yaş grubunda, tam 25 minik ve genç takımıyla yıllardır bir “yetiştirici” abidesi gibi yükseliyor. Şimdi ise meseleye çok daha derin ve insani bir pencereden bakıyorlar; “Çocuk Futbolu’nda asıl amaç çocukların mutluluğu olmalıdır.”

Ne kadar sade, ne kadar yalın ama bir o kadar da unuttuğumuz bir hakikat.

Bugün altyapı maçlarında skoru her şeyin önüne koyan, 10-12 yaşındaki evlatlarımıza şampiyonluk baskısı kuran anlayışa nazire yaparcasına, Altınordu köklü bir ilkeyi hayata geçiriyor.

Özel ya da resmi hiç fark etmeyecek. Kadroda her mevkide iki oyuncu yer alacak, çocuklar eşit sürelerle sahada kalacak. Hiçbir yetenek kenarda boynu bükük bekleşmeyecek. Hiçbir minik yürek “ben neden oynamıyorum” kaygısıyla futbol aşkından soğumayacak.

Peki, bu adaleti sağlarken insan unsurunun kaotik tarafı yani antrenörlerin subjektif kararları, velilerin baskısı, kırgınlıklar nasıl bertaraf edilecek?

İşte hamlenin en şık, en çağdaş kısmı burada başlıyor. Altınordu, sahaya çıkacak “İlk takım kadrosu”nun belirlenmesini tamamen Yapay Zeka’ya teslim ediyor. Sahaya kimin ilk 11 başlayacağını hiçbir zaman aynı olmayacak şekilde bir yazılım simüle edecek.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Dr. Furkan Eren Uzyıldırım ile yapılan bu akademik ve teknolojik iş birliği, futbolumuzda ezber bozacak nitelikte. Adaletin terazisini bir bilgisayar algoritmasının tarafsızlığına emanet etmek, aslında futbol sahasına vicdanı ve objektifliği davet etmektir. Velilerin zihnindeki “Neden benim çocuğum yedek?” şüphesi biterken, çocukların yüreğindeki adalet duygusu pekişecek.

Sahadaki sonuç ne olursa olsun, 7 yaşındaki bir çocuğun adalet duygusuyla büyümesi, kazanılacak yüzlerce kupadan daha kıymetlidir. Altınordu, sadece iyi futbolcu değil, adalete inanan, özgüveni yüksek, mutlu bireyler yetiştirmeyi seçiyor.

Bu hamle Türk futbolunun içine düştüğü o sığ tartışmalardan, hakem kavgalarından, günlük skorer telaşlardan sıyrılıp geleceğe atılmış muazzam bir adımdır.

Saha kenarında çocuğunun formasını terletmesini izleyen annelerin, babaların huzuru ve en önemlisi yeşil çimlerde geleceğe koşan miniklerin tebessümü için. Tebrikler Altınordu! Bu vizyoner kararın Türk futbolunun tüm kademelerine ilham vermesi dileğiyle. Altınordu’nun bu tarihi adımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sizce altyapılarda yapay zeka kullanımı diger kulüplerimize de örnek olabilir mi?