Dünya yeni bir evrim süreci içersine girdi. Bu süreçte siyaset, ekonomi, sosyal yapılar sadece kabuk değiştirmiyor, bugüne kadar onları oluşturan ögelerde değişiyor.

İdeolojilerin ortadan kalktığı ,yerlerini farklı düşünce ve hedeflerin

oluşturduğu yeni bir yapılanmaya gidiliyor. Bunda nano teknoloji, yapay zeka, göçler, iklim değişikleri en önemli faktörler. Bunların ışığı altında ülkeler ve liderleri hegonomik emelleri için yöntemlerini de değiştiriyor.

Gelir dağılım makasının iyicene açıldığı ,istenmeyen kişi ve düşüncelerini gettolara kapatma anlayışı yerine bu dağılımdan yüksek kazanç sağlayanların kendilerini korumak için kurdukları gettolar içinde yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını görüyoruz.

3’üncü Dünya Savaşı’nın çıkması olasılığının konuşulduğu günümüzde,

bunun terör örgütleri ve ülkelerin istihbarat güçleri tarafından çoktan başlatıldığını görmemek aymazlığın uç noktasıdır.

Bu yeni yapılanma içerisinde, Tayvan, Keşmir, Güney Doğu Asya, Orta Amerika, Kafkasya, Orta Doğu çıkar hedeflerinin sinir uçlarıdır.

Siyasi ve ekonomik bir abluka içerisine alınmak istenen ülkemizin

alacağı karar ve uygulamalar bekamızı belirleyecek niteliktedir. 63 yıl önce Cumhuriyet devrim ve ilkeleri üzerine inşa edilen idış politikamıza dayanarak zamanın Başbakanı İsmet İnönü’nün ABD Başkanı Johnson’a gönderdiği mektupta belirttiği “Yeni bir dünya kurulur Türkiye’de o dünya içerisinde yer alır“ söz ve görüşünün

‘Yeni dünya” yapılanması içerisinde güçlü bir yer bulabilmesi için 63 yıl öncesi öngörülen dış politikamızın ilkeleri doğrultusunda bir duruş gerekmektedir.

İlkeleri, buna dayalı ideolojileri olmayan ülkeler, bu yeni yapılanma da yer bulamayacak yeni yapılanmanın oluşturduğu hegonomik güçlerin güdümünde yaşamlarını sürdürmek zorunda kalacaklardır.