4 Temmuz 2025’te “kooperatif yolsuzluğu” soruşturması kapsamında tutuklanan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kitap çıkardı. Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan kitap, Soyer’in cezaevinde yazdığı günlüklerini içeriyor.

92537

Soyer’in avukatlarından kızı Defne Soyer, önsözünde; kitabın adına nasıl karar verdiklerini bakın nasıl anlatıyor: “Geçmiş olsun ifadesi genellikle yaşanan kötü bir şey geride kalsın, geçmişte kalsın anlamında bir tesellidir. Oysa 'Gelecek olsun' demek ileriye bakmayı, yeniden ayağa kalkmayı ve yaşanan olumsuzluğu değil o olumsuzluktan sonra kurulacak daha iyi geleceği, umudu ifade ediyor.”

Cezaevi günlerini bir "hayat okulu" olarak nitelendiren Tunç Soyer de, yaşadığı içsel dönüşümü ve gözlemlerini aktardığı kitapta "cezaevi koşullarından kişisel disipline, dostluk ilişkilerinden adalet arayışına kadar" pek çok konuya değiniyor...

Kırmızı Kedi Yayınevi, aylardır tutuklu Tunç Soyer’in ilk günden bu yana cezaevi günlüklerini topladığı kitabı “Gelecek Olsun”u gönderdiğinde usuma 1963 Nisan’ında, Dr. Martin Luther King Jr’un izinsiz bir halk gösterisinde insanlara liderlik ettiği için Alabama, Birmingham’daki bir hapishane hücresine gönderilmesini ve burada her gününü yazıya dökmesini anımsadım..

Hapis cezası sırasında King, hücresindeki tuvalet kağıtlarını kullanarak yazılar yazmıştı King. Günlüklerinde genellikle; ayrımcılığa karşı verdiği mücadelesini anlatmış, onu ‘‘terörist” olarak yaftalayan bir grup din adamına karşı da yazmıştı. Günlüklerinde St. Thomas Aquinas ve Thomas Jefferson gibi isimlerden alıntılar da vardı.

Yazılarında kendisine göre, adaletsiz yasaları da konu ediniyordu King: “Herhangi bir yerde adaletsizlik, her yerde adalet için tehdittir.”

King’in yakınları, o hücresindeyken bu kağıt parçalarını hapishaneden kaçırmayı başarmıştı. Kısa süre sonra “Birmingham Hapishanesinden Mektup” diye toplum gündemine oturmuştu King’in yazdıkları.

Günümüzde ayrımcılık söz konusus olduğunda King’in yazılarından yararlanılıyor. yapılıyor.

xxxx

91270

Kitabı okumaya başladığımda halen Ayvalık’ta yaşayan, iki “Anısı Güzel”Ahmet Kaya’nın ve Naşide Göktürk’ün üne kavuşturduğu “Şafak Türküsü”nün idamla yargılanmış şairi dostum Nevzat Çelik’in “Müebbbet Türküsü”nü de anımsayıverdim, kitaplığımdan Foça’da Gramafon’da bana imzaladığı kitabı buldum hemen, dizeler alıntılamak istedim bu yazıya;

“önce kol sonra sürgü sonra anahtar açılır kapı

itilirim sırtımdan ben ebedi kiracı kesilmiş hükmüm

önce sürgü sonra kol sonra anahtar kapanır kapı

bir ömür boyu diri diri içmek için gövdemi

dolanır bacaklarıma balçık gibi ağır bir karanlık

çırpınsam küçücük pencerede çifte çapraz parmaklık

üstünde yüzüme örtülür binlerce kare demirörgü

her karesinde oyulmuş bir göz gibi kanar gökyüzü

batan güneşim kapının önünde kıpkızıl asılırım biran

ranzam tavana ranzam yere ranzam göğsüme çakılı

kımıldasam göğsüm boydan boya yırtılacak sanki

duvarlarını üstüme yıkacak hücrem adım atsam

adım atsam apansız kurşun değdi kanadına kuşun

tutun beni önüm berbat uçurum bu kimin sesi

bırak torbanı atlas'a ödüldür gökkubbeyi taşımak

düş kırıklığına salan salsın gözlerini bırak

ranzanda yatak yatakta düşlerin dağınık kalsın

yürü delikanlım beton altında toprak uyansın

duvarı duvara vur ateş gibi bir ıslık tuttur

yürü a benim deli gönlüm yürü kesilmiş hükmün”

xxxx

Tunç Soyer, Seferihisar Belediye Başkanıydı. Sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Son seçimlerde ise aday gösterilmedi.

Temmuz 2025'te bir operasyon yapıldı. İzmirlileri konut sahibi yapmak için oluşturulan bir kooperatif nedeniyle tutuklandı. 65 sanıklıydı dava. Tabii onunla birlikte pek çok belediye çalışanı şirket yöneticileri de tutukluydu. Bugün avukatlarına göre.

ortada suç denecek bir şey kalmadı, tahliyeler oldu ama Soyer’in tutukluluğu sürüyor.

6 Ocak 2026'da "kooperatif davası" kapsamında tahliye kararı çıksa da, Soyer "zimmet" suçlamasına yönelik başka bir soruşturma nedeniyle cezaevinde.

Tunç Soyer,"projelerdeki gecikmelerin dolandırıcılık olarak nitelendirilemeyeceğini, kooperatif ortaklarının paralarının hesaplarda olduğunu ve görev süresinde tamamlanamayan inşaat olmadığını" savunuyor her duruşmasında.

xxxx

“Gelecek Olsun” kitabının çıktığını da şu ifadelerle sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu Tunç Soyer; "Kitap benden önce çıktı!

Değerli Dostlar, Hapishane sizi özgürlüklerinizden mahrum bırakıyor, sevdiklerinizden uzaklaştırıyor. Ancak hiçbir güç, duygu ve düşüncelerinizi tutsak alamıyor. O nedenle 8,5 aydır yaşadığım duygu ve düşünceler, bensiz de olsa, sizle buluşabilecek ama emin olun kucaklaşmamıza da az kaldı.

Değerli Dostlar,

Daha önce ilki İsviçre’de 'Uluslararası İlişkiler' üzerine diğeri İzmir 9 Eylül Üniversitesi'nde 'Avrupa Birliği' Yüksek Lisansları yapmıştım. Şimdi üçüncü Yüksek Lisans Programını Buca Kırıklar’da tamamlıyorum.

F1 Tipi Yüksek Lisans Programında aldığım dersleri sizle paylaşacağım.

'Bana bir şey olmaz', 'ben hiçbir şey yapmadım ki' diye düşünmeyin, hukuka güvenen %20-25 içinde olsanız da, bu memlekette yaşayan herkesin cezaeviyle tanışması her an mümkün olabilir. O zaman belki faydası olur dileğiyle yazıyorum.

Ders 1 : Hapishaneye girdiğiniz anda ilk öğrenmeniz gereken şey bedenen kapatılmış olsanız da duygu ve düşüncelerinizin özgür olduğudur. Bu bilgiyi ıskalarsanız, akıl ve ruh sağlığınızı koruyamazsınız, ki bu durum beden sağlığınızı kaybetmenize yol açar. İçeride yenilmiş olmak istemiyorsanız öncelikle aklınıza ve ruhunuza mukayyet olun. Sağlıcakla kalın!"

xxxx

Günaydın Gazetesi'nde birlikte çalıştığım Meslek Büyüğüm Orhan Bursalı, Cumhuriyet 'te kitabı ele aldığı yazısında, Tunç Soyer'in, "cezaevi penceresinden çok disiplinli bir şekilde hem dünya olaylarına baktığını, hem de buradan çıkardığı deneyim ve derslerle ülkesine."

Soyer duruşmalarda dava ve suçlamalar üzerine de savunmasını da dillendiriyor kitabında. Üretmek, yazmak da onu ayakta tutuyor. Victor Hugo’nun “Bir kitap, dünyadan büyüktür” sözünü de anımsatıyor. ..

“Geçmiş olsun” değil, “Gelecek Olsun” adıyla da geleceğe bakıyor Soyer ve ekliyor;

“Belime kadar kara gömülüysem, sebebi kışın uzun sürmesi değil, baharın hazırlanıyor olmasıdır. Güneş buradaysa, umut da buradadır. Her kışın bir baharı vardır.”