Biz yaza yaza yorulduk, anlatmaya çalışırken dilimizde tüy bitti. Yıllardır bu sistemin çivisinin çıktığını, kağıt üstündeki sınavların birer göz boyamadan ibaret olduğunu, liyakatin yerini ahbap-çavuş ilişkilerinin aldığını haykırdık. O günlerde bizi "kriz tellalı" ilan edenler, umarım önceki sabah gözlerini açtıklarında karşılaştıkları tablonun vehametini iyice kavramışlardır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 4 ilde düzenlenen operasyon, Türk futbol tarihinin en ağır, en utanç verici sayfalarından biridir. Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu ve TFFHGD Başkanı Ferdi Karadoruk’un da aralarında bulunduğu 7 ismin “resmi belgede sahtecilik” ve “mobbing/görevi kötüye kullanma” suçlamalarıyla gözaltına alınması, sıradan bir idari krizle geçiştirilemez.
Ortaya dökülen ilk detaylar, dosyanın derinliğini ve kirli yüzünü gözler önüne seriyor. Soruşturmanın merkezinde hakem klasmanlarının masa başında manipüle edilmesi, kural sınavı sonuçlarına müdahale edilmesi ve puanlama cetvellerinde yapılan tahrifatlar var.
Üstelik bunlar iddiadan ibaret değil; MASAK raporları, HTS kayıtları ve fiziki takiplerle desteklenen somut adli tespitler! Yıllardır yeşil sahalarda izlediğimiz o akıl almaz hakem kararlarının, mantık sınırlarını zorlayan klasman düşüşlerinin arka planında meğer ne pazarlıklar dönüyormuş.
MHK Eğitim Sorumlusu Sebahattin Şahin’in, daha önce istifa eden Hakem Atama Kurulu üyelerinin ve dernek yöneticilerinin de gözaltına alındığı bu tablo, adaleti dağıtması gereken kurumun adliyeye teslim olduğunu gösteriyor. Mesela polis hakem Ali Tuna’nın durumu, skandalın boyutunu özetliyor: Yazılı sınavda kuralı geçtiği halde "Başarısız oldun" denilerek sınava sokulmayan, savcılık incelemesinde ise kendi el yazısından tamamen farklı, başka birinin eliyle doldurulmuş sahte bir kağıtla elendiği anlaşılan bir hakemden bahsediyoruz. Bu utanç, tüm futbol ailesinin boynundadır.
TFF yönetimi ne bekliyor?
Şimdi asıl mesele, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) takınacağı tavırdır. Her skandalın ardından arkasına sığınılan "Adli süreç devam ediyor, yargıya saygılıyız" vurdumduymazlığı bu kez geçerli değildir, nitekim ilk açıklamalarıyla yine hayal kırıklığı yarattılar.
Buradan TFF yönetimine açıkça soruyoruz:
Bahis operasyonunun üzerine kararlılıkla gittiğinizi söylüyorsunuz, peki soruşturma kapsamında kimi etik kuruluna sevk ettiniz?
Yasadışı bahis sitesini formasına taşıyanlara ne yaptınız? Kara borsa bilet satan kulüplere hangi cezayı kestiniz?
Eğer TFF Yönetim Kurulu bu olayı sadece adli yargının vereceği karara havale etmeye kalkarsa, Türk futbolunu kendi elleriyle gömer. Adli yargı suçun cezasını tartışır; TFF’nin asli görevi ise spora olan güveni ve dürüstlüğü korumaktır.
Türk futbolunun kaybolan itibarını geri kazanması için tepeden tırnağa bir ameliyat şarttır. Federasyon vakit kaybetmeden şu adımları atmalıdır:
MHK derhal görevden uzaklaştırılmalı. Masumiyet karinesine saygımız sonsuzdur ancak Türk futbolunun marka değeri kişilerin unvanlarından değerlidir. Şaibeden uzak duayen isimlerden oluşan tarafsız bir geçici "Atama Komisyonu" hemen göreve gelmelidir.
Disiplin mekanizmaları işletilmeli. TFF hukuk müşavirliği, adı geçen isimleri Futbol Disiplin Talimatı’nın "Sahtecilik ve Yanıltma" (M.56) ile "Müsabaka Sonucunu Etkileme" (M.55) maddeleri uyarınca tedbirli olarak PFDK’ya sevk etmelidir.
Bağımsız bir komisyon kurularak son yıllarda sınav ve puan manipülasyonlarıyla önü kesilen, haksız yere klasman düşürülen hakem ve gözlemcilerin hakları iade edilmelidir.
Nokta!
Bu kriz Türk futbolu için dibe vurma noktasıdır ama aynı zamanda arınmak için tarihi bir fırsattır. TFF elindeki veri tabanlarını ve atama algoritmalarını şeffaf hale getirmeli, insan inisiyatifini minimuma indirmelidir.
Unutmayın; Türk futbolu bu pislikten kendi iradesiyle temizlenmezse, kulüpler ve TFF gereğini yapmazsa, FIFA ve UEFA gereğini yapar.
Kim ne yaptıysa ortaya çıksın, kimsenin yaptığı yanına kâr kalmasın. Gün renk, dil, ırk ayrımı yapmadan adil futbol için birleşme günüdür. Benden söylemesi, Nokta.