Bir gün bir Rus profesöre sormuşlar. “Nasıl Entelektüel olunur?“ diye. Rus Profesör cevap vermiş. “Entelektüel olmak için üç üniversite bitirmek gerekir“ demiş. Soruyu soran “Ben iki üniversite bitirdim demek ki bir üniversite daha bitirirsem entelektüel bir insan olurum“ diye sevinmiş. Rus Profesör öyle değil demiş. “Deden, baban ve sen birer üniversite bitirmiş olmalısınız.” Yani Entellektüellik, nesilden nesile aktarılan bir birikim, bir yaşam tarzı, üniversite eğitiminin yanısıra güçlü bir aile içi eğitim sonucu elde edilebilen bir vasıf.
Görgü de aynen entelektüellik gibi bir şey. Para sahibi olmakla, lüks bir evde oturmakla, pahalı giysiler giyip, her biri neredeyse bir otomobil parası aksesuarlar takmakla görgü sahibi olunmuyor. Şayet aileden gelme, nesiller boyu aktarılmış bir edep, adap sahibi değilseniz, görgülü olamıyorsunuz. Tam tersine üç kuruş para kazanıp, bunu anlamsızca saçıp savurmayı, birbirine olur olmaz şeylerle hava atmayı, iki laf ederken araya yabancı dilden birkaç kelime koymayı, garson azarlamayı, insanları küçük görmeyi matah bir şey zannederseniz tam o noktalarda görgüsüzlüğünüz olduğu gibi ortaya çıkıyor.
****
Gelelim bunu neden yazmak istediğime. İnstagram’da gördüm. Birileri çocukları için yedi kınası yapmaya başlamış. Zannetmeyin ki sessiz sedasız avuçlarına kına yapıp bir gelenek yerine getiriyorlar. Zaten yedi kınası diye bir adetimiz yok diye biliyorum. Ama hem böyle bir adet çıkartmışlar hem de bunu öyle bir debdebe ve şaşaa içinde yapmaya başlamışlar ki, salonlar tutuluyor veya evde onlarca kişi davet ediliyor, yüksek fiyatlı yemekler ikram ediliyor, anne düğün yapar gibi en az üç elbise değiştiriyor. Gelenler de bunun altında kalmıyor tabii, altınlar takılıyor, paralar saçılıyor. Bir görgüsüzlük rüzgarıdır ki demeyin gitsin.
Daha önce de benzeri şeyler görmüştüm sosyal medyada. Kız istemeye, söz kesmeye gidilirken elde içinde set takılar olan kutular, cam fanuslarla kız evinin kapısı çalınıyor.
****
Sünnet düğünleri sünnet çocuğunu eğlendirip acısını hissetmemesi için yapılan çocuklara yönelik bir aktivite, bir eğlence olmaktan çıkıp, anne ve babanın gösterisi haline dönüşmüş. Yine anne sünnet boyunca elbise üstüne elbise değiştiriyor, baba önceden gittiği kursta öğrendiği dans figürlerini sergiliyor, Vs.Vs.
Daha önce gözümle görmüştüm. Hastahanede doğum yapan birsinin kapısı adeta bir balo salonunun girişi gibi süslenmiş, binlerce liralık çiçeklerden yapılmış çerçeve ile kapı bambaşka bir görünüme kavuşmuş, odanın önüne konulmuş bistrolardan gelenlere çikolatalar dağıtılıyordu. Vah analarımıza, oda köşelerinde ebe eşliğinde sessizce doğurmuşlar bizleri hep.
Mutlaka bunu sevenler, doğru bulanlar da vardır. Var ki bunlar yapılıyor. Ama bence tam anlamı ile görgüsüzlüğün, sonradan görmüşlüğün ya da tam tersi görmemişliğin tezahürü bunlar.
Ne diyeyim. Bu da geçer.