Hasan Umur, ‘‘Of Tarihi, Vesikalar ve Fermanlar’ başlıklı kitabına (İstanbul 1951) şöyle başlamıştır: ‘ Of kazasının Müslümanlık ve Türklük için devr-i saadeti 864 (1461) tarihinde başlar. Bu tarihten evvel Of kazasına Müslüman Türk camiasından bir ferd dahi girmemiştir… (s.5). ‘… bu tarihten 346 sene evvel Of’un mühim bir sahasında Yunanlılık, Hristiyanlık nasıl çöküyor, yerine Müslümanlık, Türklük nasıl yerleşiyor, İbrahim Efendinin arizasından vazıhan anlaşılmaktadır (s.7)’. Hasan Umur, Of’ta Türklük ve Müslümanlığı Fatih Sultan Mehmed ile başlatır. Ona göre, Fatih ile Yavuz devri arasında Of’ta ‘ictimai bir değişiklik’ olmamıştır. Yavuz devrinde sadece elli kadar Müslüman yer almıştır. Yerli nüfusla dışarıdan gelen Müslümanlar arasında bir ‘karışma’ vardır. Onun deyimiyle, bu bölgede ‘Türklük ruhu Yunanlılık ruhuna galebe çalmıştır’ ve anane olarak, Of’ta İslamiyet’i Maraşlıların yaymıştır. Hasan Umur, dönemin ruhuna uygun olarak, Ofluların Türk olduklarını arşiv vesikalarına göre kanıtlamaya çalışır (Kitabımızı tetkikten geçirecek olanlar, Of’un bugünkü sakinlerinin Türk ırkına mensup olduğunu kabul ederler (s.20). . Of’un eski sakinleri Yunanlılardır. Bunlardan önceki sakinleri bilinmemektedir. 864 yılına kadar Yunan muhacirlerin nesilleri devam etmiştir. Bunun en önemli delili de dilleridir (s.18)… bu yabancı dilden (Yunanca) kurtulmak azmindedirler. Umarız ki, yakın bir gelecekte muvaffak olacaklardır (s.22)’. İslamiyet, Baltacı Deresi ile Solaklı Deresinin aşağı kısımlarında gelişmiştir.
Umur’dan bu satırları aktarmamın nedeni, Cumhuriyetin ilk yıllarında Ofluların Türk olup olmadıkları konusunda tartışmaların ortaya çıkmasıdır. Hasan Umur, Osmanlı arşiv vesikalarına dayanarak Ofluların Türk olduklarını kanıtlama çabası içine girmiştir. Of ile ilgili Osmanlı tahrir defterlerindeki veriler, Ofluların Türk olup olmadıklarını kanıtlar mı? Hemen cevap vereyim: Bana göre kanıtlamaz. Zira bu belgeler ırk esasına göre değil, din esasına göre düzenlenmiştir. Of ile ilgili belgelerde ‘Türk’ sözcüğü açıkça geçmez. Ancak, Umur, bu defterlerde geçen Müslüman şahıs adlarını ‘Türk adı’ olarak kabul etmiştir ve bunun üzerinden bir ‘Türk tezi’ geliştirmiştir. Asıl soru, Umur’un böyle bir tez geliştirmeye neden ihtiyaç duyduğudur. Bunun cevabı da açıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin resmi ideolojisi ‘Türk milliyetçiliği’ üzerine kurulmaya başlandığı zaman, devlet ile yakın münasebet kurmak isteyen şahıs veya bölgeler, kendilerinin ‘Türk olduklarını’ ispatlayarak, devletin makamlarına nüfuz etmek istemişlerdir veya olaya tersinden bakarsak, yeni hükümetin tepkisini üzerlerine çekmek istememiş de olabilirler.